Yapay Zeka:
Algılama, Örüntü ve Görsel tanımlama üzerine
Yapay Zeka ile donatılmış
Sibernetik makinemizin ekoloji içinde varlığını sürdürebilmesi için,
diğer canlılar gibi algılaması, algıladığı verileri depolaması, bu
verileri işlemesi, diğer bilgiler ile karşılaştırması gerekiyor. Bkz.
Yapay Zeka ve Sibernetik başlıklı yazım.
Makalelerde gözlediğim, benim yazılarım da dahil olmak üzere, ya çok
teorik, yada teorik açıklaması olmayan anlaşılması zor pratik yazılar.
Bu durum aslında doğal, çünkü konu çok geniş ve yöntem açısından
belirsizliklerle dolu. Ele aldığım bu yazıda Zekanın algılama
metotlarından biri olan Görsel algılamayı en temel teorik altyapısıyla,
pratik uygulamalarına yani makine dünyasındaki benzeşimlerine değin
irdeleyerek teorik-pratik kopukluğunu kaldırmaya çalışacağım.
Çünkü buluş yapmanın tek yolu bu iki kavramı buluşturmaktır.
Yazı sanıyorum biraz uzun olacak bu yüzden teorik kısmını,
Algılama, Örüntü ve Görsel tanımlama üzerine I, pratik kısmını
ise
Algılama, Örüntü ve Görsel tanımlama üzerine II şeklinde
göndereceğim.
Görsel Algılama, Kelimenin kökünden de anlaşılacağı gibi görmek,
(Göz ve ışık ile yapılan algılama) eyleminden kaynaklanmakta ve
canlıların geliştirdiği en etkili algılama metotlarından biridir. Optik
bir göze sahip canlılar, Nesnelerin uzaydaki X, Y, Z referanslarını iki
boyutlu bir düzlem üzerinde ifade ederek bu bilgiyi bellek veri
tabanlarında saklarlar. Canlıların görebildikleri ışık daha öncede
belirttiğim gibi belirli dalga boyları, enerji seviyeleri ve ışık ısısı
değerleri arasındadır. Ancak bu dar skala bile, Özellikle insanın
çevresini çok detaylı bir şekilde tanımlayacak ve renklendirecek kadar
aydınlatmaktadır.
Görme eylemini başlatan ışık, ortamı dolduran fotonlardan
oluşmakta, fotonlar ise birbirleri ile etkileşim içerisinde bulunan
enerji seviyesindeki temel parçacıklardır. Güneşten veya bir ışık
kaynağından atılan elektronlarla çarpışarak bir zincirleme bir enerji
reaksiyonu oluşturarak ışık ışınlarını oluştururlar. Sanıldığı gibi bir
foton, bir referanstan diğerine yol almaz, Ortamdaki diğer fotonlarla
çarpışarak tıpkı domino taşları gibi bir doğrusal enerji ışınımı
oluşturur. Işınımın yönü ise ışık kaynağından fırlatılan elektronun
kuvvet yönü ile paraleldir. Enerjisi elektronun hızı ile doğru
orantılıdır. Dalga boyu ve derinliği ise çarpışmanın şiddeti ile
dolayısı ile yine fırlatılan elektronun hızı ile sınırlıdır.
Beynimiz, ışığın sahip olduğu tüm parametreleri ustalıkla
kullanarak nesnenin iki boyutlu görüntüsünü ve renklerini oluşturur. Üç
boyutlu algılama, Gözün arka bölümünde üzerinde ışığa duyarlı hücreler
bulunan iki boyutlu bir düzlem üzerinde ışık ve gölge yoğunluğu bulunan
iki boyutlu resmin beyin tarafından yorumlanması ile oluşur. Yani biz
nesneleri Gözün Optik prensipleri yüzünden iki boyutlu algılarız, ancak
beyin fotoğrafın üzerindeki açık ve koyu bölgeleri yorumlayarak nesnenin
diğer koordinatlarını anlamamızı sağlar. Nesnenin üzerinde bulunan her
bir detay eğer ışık kaynağı tarafından aydınlatılmış ise foton ışınımı
tarafından referansları gözümüze taşınır. Aslında güneşten gelen ışık
Doğrusal olduğu için nesnenin sadece belirli bölümlerini görmeliydik
ancak yerden, atmosferden ve diğer nesnelerden yansıyan ışık dünyamızı
etkin bir şekilde aydınlatmaktadır.
Renkler, yansımanın bir sonucu olarak beyin tarafından
yaratılmış, belkide sadece bazı canlılara özgü bir kavramlardır. Fizikte
Renk diye temel bir kavram yoktur. Renkler nesnelerin yüzey
gerilimlerinin ışığın baskısına verdiği tepkiyi beynin sınıflandırması
sonucu oluşmuş sanal kavramlardır. Bu yüzden bazı canlıların renkten
haberi yoktur. Nesnenin yüzeyine çarpan ışık bir baskı oluşturur. Bu
baskının bir bölümünü nesnenin yüzeyi rezonansa geçerek sönümler.
Böylece yansıyan ışığın dalga boyu, derinliği, şiddeti, enerjisi gibi
parametreleri değişime uğrar. Beynimiz kendi içinde bu parametreleri alt
ve üst değerler olarak skalalara ayırmış ve sınıflandırmıştır.
Her bir skala beynimizde bir renk çağrışımı şekline dönüşür. Bu
durum, canlının bir bakışta nesnenin nitelikleri ile ilgili bilgi
edinmesi için tasarlanmış çok gelişmiş bir algılama meydana
getirmiştir. Nesnelerin yüzey gerilimleri, onların sert veya yumuşak
olmaları, pütürlü veya parlak olmaları, organik veya inorganik olmaları
gibi canlı için çok önemli bilgileri, nesnenin yanına gitmeden ona
dokunmadan uzaktan edinmesini sağlar. Bu canlının hayatta kalması için
çok önemlidir. Gözün arka bölümündeki ışığa duyarlı hücreler, ışığın
şiddeti, rengi gibi parametrelerini elektrik impulslarına çevirerek
beyne iletirler. Görsel algılama, Evrenin büyük patlamadan bu yana
saçtığı enerjiyi ve termo dinamik yasalarını kullanan çok temel ve
önemli bir algılamadır. Örneğin ses havasız ortamda iletilmez. Ancak
ışık evrenin her köşesinde vardır. Eğer evrenimizde yaşıyan başka
canlılar varsa muhtemeldir ki onlar da bu benzersiz algı metodunu
kullanıyorlardır.
Reklamlar
Seçtiklerimiz
LED'in aynı veya daha büyük bir frekanstaki başka bir LED'in ışığına maruz kaldığında düşük miktarda gerilim üretmesi, diğer özellik ise LED'in ters kutuplandığı zaman PN jonksiyonunda yük biriktirip, kutuplama kesildiğinde ise biriken yükü boşaltması. LED'in bu özelliklerini kullanabilmek için
[Devamı]

C++ dili örneklerle çok güzel bir biçimde anlatılmış. Herkesin gerektiğinde başvurabileceği sade ve anlaşılır bir anlatımı olan güzel bir kaynak
[Devamı]
